Nedir bu çizgiyi sağa sola kaydıran
Neden hiç geriye dönüş olmaz bu yoldan
Kalemi tutan elin sahibi ben miyim?
Yoksa elin tuttuğu kalem miyim?
Çizgimin başlangıcını sonradan öğrenirim
Başında etkili değilsem, sonunu nasıl belirlerim
Bir zerrede mânâ, mânâda bir zerreyim
Kalem sahibinin izin verdiği kadar bilgeyim
Çizdiğim yol boyunca sepetler taşırım kollarımda
Sevap olması hoş da, diğerine günah dolmasa
Önümde cennetin kokusu, arkamda cehennem
Çizgim bittiğinde mekânım neresidir kestiremem
Adına hayat deyip bilinçsizce çizmekteyim
İsterdim ki her noktasına eşsiz anıtlar dikeyim
Mânâya dair ne varsa her taşında resmedeyim
En sevgiliyi her nefesimde gönülden dillendireyim
Erişirdi o zaman hayat çizgim öz mânâsına
Perdeler kalkıp ölüm asıl başlangıç olduğunda
Ruhum emanetlerinden sıyrılıp da tek kalınca
Hesabım kolay, yüzüm ak olurdu dönünce O’na...
a.demir
Sevda yorganını üzerine çektiğin anda
Daldığın uyku değil aşkın çileli yoludur...
Başında güzel rüyalar hayali kursanda
Kâbuslar seninle aynı yolda yolcudur...
Yol arkadaşına çaresizce mahkûm
Beden her adımda daha da yorgun...
Akıl ve mantık isyanda olsa neye yarar
Vuslat arzusu ruhunu sardıkça sarar...
Sevdanın birilerine ısbata gereği mi var
Aşk şarabını seninle içen ancak anlar...
Küçük umut kırıntıları seni oyalar sanırlar
Oysa aydınlanır yolun, silinir acı gürühun
Ve son kırıntıyla gelir sana ebedi mutluluğun...
a.demir
ben elindeki kırık aynayım
gösterdiğinle oyalanayım
güzelsen aşkınla yanayım
çirkinsen bahtınla kahrolayım
neyse odur bana yansıyan
gösteririm hep ayan beyan
görürsem eğer eşsiz bir inci
nasıl derim kara bir zenci
ustamın bana üflediği sır
senin yüreğindeki nefestir
bende gör yüzündeki izlerini
kimse bilmese de gizlerini
siyah, beyaz, kırmızı, yeşil
kendin belirlersin renklerini
bakıp durduğun kırık ayna değil
iyi bak, görünce bendeki resmini
şaşma sakın, ne yücel ne de eğil
a.demir
Kanımdır bayrağımdaki kırmızı
Canımdır parlayan hilali ve yıldızı
Atalarımın bana özgürlük mirası
Ata'mın bana ebedi hatırası
Ne mutlu kıymetini bilene
Ne mutlu Türk'üm diyene...

Bir daha asla olmayacakmışçasına
Saklanırken bu tadı kaçmış hayata...
Gece yıldızlarla, gündüz bulutlarla
Çağırma beni, karşı koyamıyorum sana.
N'olur, böyle içten “seni seviyorum” deme bana…
Dikenli yollarda susuz, biçare kaldım hep
Yorgun bedenimin ıstırabına, budur sebep…
Yeşiline inandığım her vaha, serapmış meğer
Sen de yaralarıma yenisini katacaksan eğer
N'olur, böyle içten “seni seviyorum” deme bana…
Başka nefeslerden de duydum bu iki kelimeyi
Ama titretemedi hiç biri bu kadar yüreğimi.
Geçici bir hevesle dillendiriyorsan hislerini
Bırak alıştığım gibi boş kalsın, tutma ellerimi.
N'olur, böyle içten “seni seviyorum” deme bana…
Esen her rüzgârda, engel olamam korkularıma
Koparıp da beni dalımdan, meçhule savurma...
Siyah beyaz resimler bırakacaksan kucağıma
Rüyalarımdaki yaprak yeşil kalsın dokunma.
N'olur, böyle içten “seni seviyorum” deme bana…
a.demir
<<Önceki Sayfa |1/ 13|